leave tuba alone!

14 Nisan 2012 § Yorum bırakın

tuba ünsal, bence çok güzel. böyle bakmalara doyamazsın. biraz prenses bir havası da var, kıskanıp kötülemek bile gelmiyor içimden. üstelik sosyal bilinci de gelişmiş ünlülerimizden. mesela, abd’de filan yaşasa, eşcinsellere de evlilik hakkı verilmeden evlenmeyi reddederdi gibime geliyor. tabii türkiye’de bunu yapmak mümkün değil. yardım kampanyaları düzenliyor, bu kampanyalarda bizzat çalışıyor. kitap filan da yazmış. bunların çok önemi yok aslında. çirkin, paçoz ve cahil olsa da söylerdim şimdi söyleyeceklerimi. büyük ihtimalle.

magazin kültürümün gelişmiş olduğunu gizleyecek değilim, sabah kalkar kalkmaz kelebek gazetesini elime alıp tuvalete gittiğimi herkes biliyor zaten. bu sıralar ise bir mevzu canımı fena sıkıyor. tuba ünsal yakın zamanda boşandı, bir yaşında filan da bir çocuğu var. boşanmanın ardından, önce, “ee ne oldu, hani boşanmıyordun, biz demiştik,” diyerek geldiler üzerine. kendisi bunu gayet soğukkanlı biçimde yanıtladı, mutlu ve mutsuz zamanlar geçirdiğini, her kavganın ardından rapor vermesi gerekmediğini söyledi. haklıydı da. şimdi ise her gün yeni bir haber. yok şununla görüntülendi, bununla kahve içti, yok o gezmelerdeyken çocuğuna babası bakıyor, yok adam çok pişmanmış önceki evliliğini bitirip tuba’yla evlendiğine. tuba ünsal da yavaştan çileden çıkmaya, ağzını bozacak gibi olmaya başladı. suçlayabilir misiniz?

öncelikle, evlilikler bazen boşanmayla bitebiliyor. bazen bu boşanma, eşlerden birinin başka biriyle birlikte olmayı tercih etmesi nedeniyle gerçekleşebiliyor. ancak bu karşı taraf için ne kadar kalp kırıcı olursa olsun,  kimse kimsenin karısını ya da kocasını “çalamaz,” eğer kendi başına karar verme yeterliliğine sahip kişilerden söz ediyorsak. ama bazen insanlar verdikleri kararlardan pişmanlık duyabilirler, olabilir. ikincisi, anne olmak kimseyi “kutsal” bir konuma getirmiyor, hiçbir kadın tüm dünyevi meselelerden el etek çekip kendini çocuğuna adamak zorunda değil. ayrıca bir babanın çocuğuna bakmasından doğal bir şey de yok. bence burada magazincilerin asıl gücüne giden tuba ünsal’ın benzer şeyler yaşayan başka bazı kadınlar gibi, “yapmayın etmeyin, ben her şeyden önce bir anneyim, beni düşünmüyorsanız çocuğumu düşünün,” filan gibi duygu yüklü cümlelerle toplumu can evinden vurmak yerine, “saçmalamayın, ayrıca size ne,” deyip kestirip atması. bunu kabullenemiyorlar. (bu “her şeyden önce anne olmak” meselesine daha sonra biraz daha değinmek niyetindeyim.)

diyeceğim şu ki, kızcağızla fazla uğraşmasınlar. youtube’da “tuba’yı rahat bırakın!” diye ağladığım bir video yayınlamama çok az kaldı. öyle de içliyimdir.

ben allah olsam.

12 Nisan 2012 § Yorum bırakın

bazen kafam çok karışıyor. insanları, daha doğru ifade etmek gerekirse normalde bir tanışıklığımın olmadığı meşhur kişileri, yaptıkları işlerden dolayı mı sevmeliyim, hallerinden tavırlarından dolayı mı? mesela sahnede insanın karnına kahkahadan ağrılar sokan bir komedyenin günlük hayatta huysuzun önde gideni oluşu beni ilgilendirmeli mi? sesine hayran olduğum, söylediği şarkılarla nice sarhoş geceme eşlik eden adamın mafya bağlantılarını umursamalı mıyım? (italyan asıllı olanından bahsediyorum.) sevgilisini “yumruklayarak” öldüren bir adamın romantik şarkılarını dinlemeye devam edebilir miyim? hitler’e sempati duyduğunu alenen açıklayan bir yönetmenin filmlerini izleyebilir miyim? (hoş, hiç sevmiyorum filmlerini zaten, dolayısıyla benim açımdan bir sorun yok.) yazdıklarıyla ufkumu açan, siyasi görüşünün de yanında durduğum bir entelektüelin, bir önceki cümlede sözü geçen yönetmenin bile aklına gelmeyecek (cinnet filan değil, basbayağı planlı) bir şiddet olayını kurgulamış olmasını görmezden gelebilir miyim?

işte ben allah olsam, insanları yaptıklarından dolayı cennete ya da cehenneme gönderecek olsam, bazı kişiler için karar vermekte zorlanırdım. gerçi allah olsam, bu işlerin kaydını tutan, hesabını kitabını yapan çalışanlarım da olurdu herhalde. ama patron olsam çalışanlarıma iş yaptıramayacağım gibi, allah olsam da kimseyi cezalandıramazdım büyük ihtimalle. dahası sinsi gibi varlığımı kimselere belli etmez, kimin kendiliğinden iyi insan olacağını görmek içim beklerdim. bu durumda da zavallı kullarım kendi allahlarını icat edip asayişi sağlamaya çalışırlardı. neyse ki allah değilim. ama düşünürseniz, belki de allahımdır. ona göre.

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with kötü at lafı uzatmadan..