yara izlerim.

05 Temmuz 2012 § Yorum bırakın

otobiyografileri de, yazarların kendi hayatlarından ve nasıl yazdıklarından ya da yazamadıklarından bahsettikleri kitapları da okumaktan büyük bir keyif alıyorum. yara izlerimin bir envanterini çıkarmaya, paul auster’ın kış günlüğü’nü okurken heves ettim. yanlış anlaşılmasın, mecazi yara izlerinden söz etmiyorum. paul aster’inki gibi haylaz bir çocukluk yaşamadığımdan öyle çok fazla da vukuatım yok, ama yine de denemek istedim. neticede, bilge‘nin de dediği gibi, liste yapmak bizim işimiz.

  • aşı izlerim: yaşıtlarımın çoğunda bunlardan bir tane var, bende ise sol kolumda iki tane. biri bebeklikten kalma olsa gerek, diğeri ise ilkokul birinci sınıftan. ikincisinin iltihap kaptığını, canımı çok acıttığını ve ağlanıp sızlanmama neden olduğunu hatırlıyorum.
  • çenemdeki dikişler: şimdiye kadar geçirdiğim en ciddi kazanın sonucu. ilkokul ikinci sınıftayken, ön koltuğunda yolculuk ettiğim servis aracı başka bir arabaya arkadan çarpmış, ben de bu esnada çenemi torpido gözüne vurmuştum. sonuçta iki tane dikiş atıldı, ertesi gün okula döndüğümde sınıf arkadaşlarımın geçmiş olsun demek için etrafımı sardığını, benim de bu duruma çok şaşırdığımı hatırlıyorum.
  • yine çenem: dikiş izlerinin azıcık yukarısında bir çizik. çocukken çamlıca’da yaşar iken, bir kartopu savaşı esnasında çeneme isabet eden buz parçasının eseri. sorumlusunu epeyce azarlamıştım.
  • sol kolumdaki çizikler: dirseğe yakın yerlerde, üst tarafta. biri belirgin, biri belli belirsiz. ikisi de kedi eseri. belirgin olan, tabii ki kuduruk kedimiz rahmetli arthur’dan yadigar. kedileri böyle yerlerden tırmalatacak kadar coşturmak da bana özgü bir beceri.
  • dövmelerim: beden müdahalesi filan, bile isteye yapılsa da sonuçta bir çeşit yara izi bunlar. sol önkol içi, sol ayak bileği ve sağ omuzumda, toplamda üç taneler -şimdilik. dövmelerimden daha sonra uzun uzun bahsetmeyi istediğimden bu kadarı yeterli.
  • sol ayak bileğimin iç tarafı: beşiktaş dolmuşundan inip taksim’e doğru yürüyecekken, kaldırım kenarına sürtmüştüm. o sırada fazla ciddiye almamıştım ama ciddi iz kaldı.
  • damağımdaki oyuk: diş hekiminin liken planus şüphesiyle biyopsi yapmak üzere parça aldığı yer. düzensiz aralıklarla yeni bir yara açılıyor aynı noktada. bu arada, bir şeyim yokmuş.
  • burnum ve kulaklarımdaki küpe delikleri: kulağımdaki ilk delikleri bir yaşındayken beni biraz sevelim diye evine götüren komşu teyze açmış, annemden izin almadan. babam da hayattayken yalnızca kulağımı deldirmeme izin veriyordu. ben de 14 yaşımdan 20 yaşıma kadar, canım ne zaman sıkılsa gidip kulağımı deldiriyordum. solda sekiz, sağda dokuz iz var. deliklerin bir kısmı hala duruyor. burnumu ise, bir ay kadar önce, aldığım sinir bozucu bir haberin ertesinde deldirdim. şimdilik çok memnunum hızmamdan.

durumu biraz daha dramatik hale getirmek isterseniz, johnny cash’ten hurt adlı şarkıyı (evet, aslen trent reznor eseri, vurmayın) dinleyebilirsiniz bu yazının ertesinde. ama gördüğünüz üzere ben pek de yaralı bir kuş değilim.

fikrisabitten kaçınmalı.

15 Haziran 2012 § Yorum bırakın

bilgisayar başında geçirdiğim bunca zamanın sonucunda, internet alışverişinden uzak duramayanlardanım. bunun benim için tehlikeli yanı, bir yaya olarak alışveriş yaparken hiç olmazsa artık taşıyamayacağım noktada durmaya karar verirken, internetin böyle bir sınırlamasının olmayışı. diğer yandan, içinden ne çıkacağını bilsem de, kargoyla gelen paketi açarken epey büyük bir heyecan duyuyorum.

tabii en çok alışveriş yaptığım yerlerden biri de idefix. kitap kolilerinden yayınevlerinin bastığı ayraçların yanında kataloğa benzer bir şeyler çıkar. yani yakın zamana kadar öyle zannediyordum ben. gazete arasından çıkan emlak broşürü muamelesi yapıp bir kenara attığım şeylerde, meğer ne cevherler gizliymiş de, haberim yokmuş. sabitfikir’den, öncelikle sedat‘ın illüstrasyonlarını yaptığını öğrenmemle haberim oldu. ablamın salondaki sehpanın üzerine bıraktığı haziran sayısıyla da kendisiyle tanışma fırsatı buldum. şu anda bu tanışmadan oldukça memnunum. roll’suz, bant’sız günlerde eksikliği kapatacak gibi görünüyor. gazete bayilerinde de satılıyor. dergiden bağımsız güncellenen bir siteleri de var. hani eğer siz de benim düştüğüm hataya düştüyseniz, bilginiz olsun istedim.

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with kitap at lafı uzatmadan..