altın örümceğin öpücüğü.

26 Haziran 2012 § Yorum bırakın

internete yazı yazmaya papatya’nın sayesinde başladım diyebilirim. 2000’lerin başında, daha bloglardan, mikrobloglardan haberimiz yokken, kırmızı defterime not aldığım geç ergenlik gevelemelerime gridergi‘de yer vermekte hiçbir sakınca görmedi papatya. (bu arada, .com uzantılı, nihal atsız’ın filan yazılarının bulunduğu bir gridergi daha mevcut, aman yanlış gitmeyin!) gridergi çoktan kapandı, ama arşivine ulaşmak hala mümkün. bundan birkaç yıl önce ise, papatya yanına saliha ve serdar’ı da aldı ve grizine‘i kurdu. aslında beni de almak istiyordu, hatta çorbada azıcık tuzum olduğu bile söylenebilir, ama yeterince istikrarlı bir kişi olamadığımdan yılda ortalama iki yazıyla devam ediyorum katkılarıma. şimdi ekip daha da genişledi. üstelik geçtiğimiz hafta, belirli bir düzende güncellemek yerine öğrendikleri anda paylaştıkları kültür-sanat yazılarını içeren siteleriyle, en iyi blog dalında altın örümcek ödülünü kucakladılar. daha da duracak gibi görünmüyorlar.

grizine'ciler altın örümceği kucaklayıp, öpüp, bağırlarına basarken.

aynı zamanda işin profesyoneli de olduklarından, her türlü mecrayı kullanmayı çok iyi biliyorlar. ben de yavaştan öğrenmeye başladıysam bu numaraları, onların sayesinde. (hatta “mecra” sözcüğünü cümle içinde kullanmayı bile onlardan öğrendim diyebilirim.) her birini öpüyorum buradan. siz de ihmal etmeyin.

sosyal medyamı öğreniyorum.

20 Nisan 2012 § Yorum bırakın

öncelikle bazı noktalara açıklık getirmek isterim. birincisi, “sosyal medya” sözünü duymak bende de titreme, göz seğirmesi gibi tepkilere yol açıyor. ikincisi, giriş yazısı tadında şeyler yazmaktan bir türlü kurtulamadım, bundan ben de rahatsızım. fakat şöyle de bir gerçek var ki, henüz giriş aşamasındayım. başlayalı daha birkaç hafta oldu. elbette daha önce internetin çeşitli köşelerinde at koşturmuşluğum var, fakat bu seferki biraz daha ciddi. bilmediğim bir sürü şeyi öğreniyorum. rss nedir, google reader nasıl kullanılır, css kodu nasıl yazılır, etkili etiketleme yöntemleri nelerdir? bunlar eskiden önemsediğim şeyler değildi. şimdi ise biraz deneme yanılma yöntemi, biraz da blog’larda okuduğum tavsiyelerin yardımıyla, işi yavaş yavaş kıvırmaya çalışıyorum.

artık “sosyal medya uzmanlığı” adında bir meslek var. üstelik, bu işin nasıl yapıldığını öğreten sertifika programları var, çok da pahalılar. fakat bu, işin doğasına aykırı değil mi? yani, gitar çalmayı, örgü örmeyi ya da fransızca konuşmayı internetten öğrenmek mümkünken, internetin kendisini öğrenmek için kursa gitmek gerekli mi? (internetten gitar çalmayı nasıl öğreneceğimizi öğrenmek için kursa gidiyor muyuz mesela?) ben sosyal medya uzmanlığı dersi verecek olsam, ilk derse öğrencilerimi bir güzel azarlayarak başlardım. ve söz konusu pozisyona başvuracak olan kişi, iş görüşmesinde sertifikasını göstermek yerine, “kendim öğrendim,” dese, çok daha havalı olurdu bence. aklı olan şirket yöneticisi de, bundan etkilenirdi.

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with blog at lafı uzatmadan..