malvina reynolds – boraxo

06 Eylül 2013 § 2 Yorum

bu şarkıyı facebook’ta birkaç kere paylaştım. pek ilgi görmedi. önemli değil, bir kez de buradan paylaşayım. malvina reynolds’u ben de birçoklarımız gibi, weeds’in başlangıç jeneriğinde çalan, anne babalarımızın daha çok pete seeger yorumundan bildikleri little boxes dolayısıyla tanıdım. malvina hanım teyze, politik aktivistliği elinden bırakmayan bir şarkı yazarı. 1900 yılında doğup 1978’de ölmüş. hep yaşlı fotoğraflarına rastlamamız büyük ihtimalle bundan.

yazımızın konusu olan şarkıya gelirsek, boraxo, özellikle motor tamircisi ve çiftçiler gibi çalışırken elleri çok kirlenen kişilere pazarlanan, etkisi yüksek bir el temizleme tozunun markası. bu ürünü ilginç kılan, reklamlarında sonradan abd başkanı olacak ronald reagan’ın rol alması.

diyor ki malvina şarkıda, ahlakınız var ise, ellerinizden dirseklerinize kadar kana bulandıysanız bile dert değil. boraxo temizler. ardından anlatılan hikaye de ne yazık ki tanıdık: üniformaları lekesiz polisler, kan göstermeyen koyu renkli coplarını, dünya ve yaşam için mücadele eden öğrencinin kafasına -aslında kendine ait olan ama kimsenin umursamadığı kafasına- gönül rahatlığıyla indirebilirler. çünkü onların boraxo’su var. temizler.

ha bu arada, nasılsınız görüşmeyeli?

velvet goldmine.

09 Nisan 2012 § Yorum bırakın

sizi bilmem ama sık sık içimden şarkı söyleyerek uyanırım. illa neşeli olması gerekmez, bazen sözlerin bir kısmını unuturum, bazen de sadece nakarata takılır kalırım. bu sabah ise ne olduğunu bile bilmediğim bir melodi dönüyordu kafamda. dün bir yaş doğum günü partisine gittiğim kuzenimin oyuncaklarından mı, bilgisayar oyunlarından mı, reklam cingıllarından mı kalmış aklımda bilmiyorum. zaten şu anda hatırlamıyorum da. (bir hafta sonra hatırladım: beverly hills cop -yani sosyete polisi- filminin tema müziği!) kahvaltı öncesi ritüelimin bir parçası olarak bilgisayar karşısına geçip, kafamdaki melodinin yerine yenisini koymak üzere youtube’u açtığımda, parmaklarım benden bağımsız olarak “velvet goldmine” yazdı arama kutusuna.

bu filmi izlediğimde lisedeydim. bir cumartesi günü, kadıköy’de iki bira içip sarhoş olmuş, ardından tek başına sinemaya gitmiştim. ekonomik sarhoşluğum filmin dumanlı atmosferiyle epey uyum sağlamış, sinemadan büyülenmiş biçimde ayrılmama neden olmuştu. ilerleyen aylarda filmin müziklerini döndüre döndüre dinlemiştim. (evet döndüre döndüre, çünkü ben kasetten cd’ye geçişi yaşıtlarından bile geç yaşamış bir walkman çocuğuyum.) dolayısıyla o zamanlar yeni oluşmakta olan müzik zevkime katkıları da oldukça zenginleştiriciydi.

normalde insanlara, özellikle de sevdiğim ve fikirlerini önemsediğim kişilere film, kitap ya da albüm tavsiye ederken biraz çekinirim. benim çok beğendiğim bir şeyi onların beğenmemesi ihtimali beni korkutur. fakat bu filmle ve mümkün olan en yakın zamanda kendisiyle başbaşa izlemeyi istediğim kişiyle ilgili böyle bir kaygım yok. heyecanla bekliyorum.

Where Am I?

You are currently browsing the müzik category at lafı uzatmadan..