arşivden dondurma çıktı!

04 Ağustos 2012 § 1 Yorum

tatile gittim geldim, işler başıma yığıldı, derken burayı bir miktar ihmal ettiğimi fark ettim. çok yakın zamanda yeni bir şey yazacakmışım gibi de görünmüyor -aslında aklımda bir şeyler var, ancak söylemek istediklerimi söylemek için biraz cesaretimi toplamam gerek, o da herhangi bir yazıyı yazmamdan daha uzun zaman almasına yol açacak korkarım. bu yazı 2006’dan, yazmamı papatya istemişti, herhangi bir yerde kullandı mı bilmiyorum, bahaneyle buradan sormuş olayım.

 

Fiziksel hazzı kısaca “mukozanın ritmik biçimde uyarılması,” olarak tanımlayabiliriz. Kısa ancak açıklamaya muhtaç bir tanımlama elbette bu. Vücudun dışarıya açılan noktalarında gerçekleşmek gibi bir ortak özellik taşıyan cinsel ilişkinin, dışkılamanın, öpüşmenin ve beslenmenin (daha doğru ve temel biçimiyle emmenin) ortak noktasına işaret ediyor. Bunlar, birinin yokluğunu bir diğeriyle ikame edebileceğimiz hazlar çoğunlukla. Dolayısıyla birini yaparken, sadece yapmış olduğumuzla kalmıyoruz. Tüm gıdaları vücudumuza sağlık gelsin diye tükettiğimiz iddia edilemez örneğin. Hamburger yerken tek derdinin karnını doyurmak olduğunu iddia edebilenler çıksa bile, inandırıcılıkları tartışma konusu olacaktır, neticede salata da karın doyurur. Üniversite sıralarında, ellerinde her daim çikolatayla gezen kızlar görürüz, hepsinin de kan şekeri düşüyor olamaz. Ama en çok kendini ele veren görüntü, televizyon karşısında, dizlerini karnını çekmiş vaziyette, koca bir kova dondurmayı kaşıklayan yalnız kadın görüntüsüdür. Öte yandan dürüsttür de, onun herhangi bir bahaneye ihtiyacı yoktur. Bazı gıdalar midemizi, bazı gıdalar ruhumuzu besler. Her ne kadar “do bir külah dondurma” ise de, müziğin ruhun gıdası olduğu fikrini bir kenara
bırakıp, dondurmadan bahsedeceğim bu yazıda.

Havuz kenarında geçirilen bir günün yiyecek-içecek kuyruğunda harcanan vakti esnasında dondurma dolabına yeterince yakınsanız, konuyla ilgili gözlem yapabilme şansına eriştiniz demektir. Ben böyle bir tecrübe yaşadım en azından. Çocuklar ve yetişkinler için üretilen ve farklı ambalajlar içerisinde sunulan dondurmaların, hedef kitleye ulaşmak konusunda o kadar başarılı olmayacağını, aksine artık “çocuk” olmadığını ispat etme arzusundaki çocukların, “büyükler” için üretilmiş dondurmalardan yemek isteyeceklerini düşünürdüm. Halbuki onlar, bu ayrımın farkındaymış ve bununla ilgileniyormuş gibi görünmüyorlar,
onların tek derdi, annelerinin yemelerine izin vermediği çeşitleri, yani onları hasta etme riski taşıyan, sütlü değil de buzlu çeşitlerden yiyebilmek. Çocuklar risk almayı seviyor. Kadınlar ise sevmiyor. Onların tercihleri, bikinilerinin içine sığma başarısı gösterdikleri günlerde, light ürünlerden yana. Dondurmanın halihazırda en düşük kalorili tatlılardan biri olduğu gerçeği bile vazgeçiremiyor onları bu arzularından. Kanepe üzerinde geçirdikleri zamanları çoktan unutmuşa benziyorlar bu anlarda. Tüm bu bekleme ve gözleme süreci esnasında benim açımdan en şok edici olan ise, sevgilisinin teklif ettiği tüm çeşitleri birer birer reddeden, ve dondurma üreticilerinin çikolata sevmeyenleri hiç düşünmediğinden dert yanan bir genç kadındı. Kendisini daha yakından tanımak, külahın kenarındaki az miktarda çikolataya bile tahammül edemeyen birinin dondurma yemekle ilgili bir derdinin olmamasının nasıl mümkün olduğunu öğrenmek, bu öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak isterdim. Başarı sağlayamadım.

Dondurma çoğunlukla temel maddesi süt olan bir tatlı, dolayısıyla bebeklikten kalma haz duygularımızı harekete geçirmekte zorluğu olmayan, yabancılık çektirmeyen tanıdık bir yiyecek. Kendisini diğer sütlü tatlılardan ayıran özelliği ise, belirli bir süre içinde tüketilmediği takdirde, eriyecek olması. Dolayısıyla hem kıymetli, hem de bir kısmını saklayıp daha sonraya bırakma imkanı tanımıyor. Yine de fazla acele etmeden, fazla ısırmadan, ağır bir ritim tutturarak yememiz gerekir dondurmamızı. Üzerine de bir bardak su içmemiz tavsiye edilir çoğunlukla. İnsanı hasta olmaktan koruyacak bir hareket olduğu iddia edilse de, bana
kalırsa bu ağzımızda kalan dondurma tadını ortadan kaldırmak, bu yaşadığımızı unutmak, adı üzerinde, “üzerine bir bardak su içmek” adına yapılan bir hareket. Evet işte, dondurma yemek düpedüz bir kaçamak. Göz yumulan, ama işi çok da uzatmanıza müsaade edilmeyen bir kaçamak.

Dondurma reklamlarından da bahsetmek gerek elbette. Dondurma markası denildiğinde bu konudaki dağarcığımız deniz kenarında yenen “Panda Dondurması” ve sinema dondurması  “Alaska Frigo” ile sınırlıyken, şüphesiz böyle bir ihtiyaç yoktu. Ancak bir süre sonra marka marka, çeşit çeşit dondurma sardı ortalığı. Böyle olunca dondurma reklamı denilen kavramla da tanıştık çok geçmeden, sonuçta hangi markanın hangi çeşidini tercih edeceğimizi bilmek için gerekçelere ihtiyacımız vardı. En çok satan kavramın ne olduğunu bilmem biliyor musunuz? Çocuklara yönelik dondurma reklamlarında bile en hafif tabirle bir “ikili ilişki” temasının hakim olduğunu söylemek mümkün. Kız oğlanın ayağına ayağıyla çaktırmadan hafifçe dokunurken, bir yandan da dondurmasından küçük bir ısırık alarak ilgiyle oğlanı dinliyor. Biraz daha büyüdüklerinde, “aşkımla erir misin, öpücük verir misin?” diye soruyor. Yetişkin birer insan olup artık sadece öpüşmekle yetinemeyecek yaşa geldiklerinde ise kızgın kumlardan serin sulara bırakıyorlar kendilerini. Adam açık kalan fermuarını kapatmak üzere hamle yaptığı sırada, kadın adamın elinden dondurmasını alıp kaçıyor.

Dondurma reklamlarının göndermeleri ve dondurma yeme eyleminin fesat yüreklerce kurulmuş tüm çağrışımlarına rağmen; en muhafazakar görünüşlü kadınları ellerinde “Magnum” (isme dikkat, bir dondurma için bir tabanca markası ismi, gel de öküz
altında buzağı arama.) çubuklarıyla sokaklarda görmek o kadar hayret uyandırıcı bir durum değil. Bazen bir külah dondurma, sadece bir külah dondurmadır; ama her zaman değil.

Tagged: , , , , ,

§ One Response to arşivden dondurma çıktı!

  • ye-mek dedi ki:

    Son derece güzel değerlendirme ve tespitlerde bulunmuşsunuz. Biz de özellikle son cümlenize atıf da bulanılım istedik :)

    Bazen dondurma sadece dondurmadır, ya da dondurma dan çok ötesidir :) Özellikle de ev yapımı olursa :)

    İzninizle size ev yapımı bir dondurma tarifimizi sunalım… Reklamlardan rahasız olanlar, yazın bu vazgeçilmezini kendileri yapsın… Arzu ederlerse reklamlarını da kendileri yapsın :)

    Ev Yapımı Sahlepli Fıstıklı Dondurma : http://ye-mek.net/2012/06/22/sahlepli-f
    istikli-dondurma/

    Afiyet İle Kalın,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

What’s this?

You are currently reading arşivden dondurma çıktı! at lafı uzatmadan..

meta

%d blogcu bunu beğendi: